| |
Selim (iyi huylu) hastalıklar
Memedeki kanser olmayan tüm anormal değişimler iyi huylu meme değişimleri
olarak adlandırılır. American Cancer Society'ye göre meme dokusu mikroskop
altında incelenen her 10 kadından 9'unda bazı anormal değişimler
gözlemlenir. Her nekadar yaşamı tehdit eder nitelikte olmasa da iyi huylu
değişimler bazı hastalarda ağrı ve sıkıntılara neden olabilir. Bazı (tümü
değil) iyi huylu değişimler meme kanseri riskinin yüksek olduğunun
göstergesi olabilir. En yaygın iyi huylu meme değişimlerinden bazıları
fibrokistik meme hastalığı, iyi huylu meme tümörleri ve meme iltihaplanması
olarak gösterilebilir. Hastanın durumuna ve iyi huylu meme hastalığının
tipine göre tedavi gerekebilir veya gerekmeyebilir.
Meme dokusu değişimleri
Meme iki ana tipteki dokudan oluşur: glandular ve stromal (destekleyici)
dokular. Glandular doku, süt üreten lobul'ler ve süt kanalları duct'lardan
oluşur. Stromal doku ise yağlı ve lifli bağlayıcı dokulardan oluşur.
Glandular veya stromal dokulardaki herhangi bir değişim iyi huylu meme
hastalığı semptomlarına neden olabilir. Bazı kadınlarda hayatları boyunca
göğüslerinde değişimler gözlemlenebilir. Bu değişimlere örnek olarak meme
hücrelerinde artış (hyperplasia) veya atipik meme hücrelerinin ortaya
çıkması (atypical hyperplasia) gösterilebilir. Bazı durumlarda anormal
karakterisitik sergileyen meme dokusunun bir kısmı sonradan kanserli tümöre
dönüşebilir. Bu nedenden dolayıdır ki doktorlar anormal meme hücreli
hastalarını takibe alırlar. Böylelikle ileriki tarihlerde kanserli hücre
oluşması durumunda erken bir aşamada tespit ve tedavi edilmiş olunur.
"Atypical hyperplasia" tanısı olan bazı hastalara olası bir meme kanseri
hastalığını önlemek amacı ile Tamoxifen adlı ilacı kullanmaları
önerilebilir. "Atypical hyperplasia" meme kanseri riskini arttırmakla
birlikte anormal meme hücresi olan her kadında meme kanseri görülmez.
Aşağıdaki tabloda kısaca meme dokusunun normalden kanserli dokuya dönüşümü
gösterilmiştir:

Meme kanseri
çoğunlukla tablodaki sıralamaya göre gelişmekle birlikte bazı meme tümörleri
bazı ara aşamaları atlayarak gelişmiş olabilir (örneğin hücreler doğrudan
normalden "carsinom in situ" ya dönüşebilir). Genel olarak "atypical
hyperplasia" nın ilerisindeki herhangi bir değişim kanser olarak
sınıflandırılır. "Ductal Carcinoma In Situ (DCIS)" olarak başlayan anormal
durumlar genel olarak kanser tedavisi gerektirir. İyi huylu meme
değişimlerinin tedavileri birçok faktöre göre değişir. Bu faktörlerden
bazıları kesin tanı, meme kanseri oluşum riski ve potansiyeli ve hastanın
rahatsızlığı olarak sıralanabilir.
İyi huylu meme değişimleri nasıl saptanır
İyi huylu meme değişimleri sıklıkla doktorun klinik meme muayenesi ile,
rutin mamogram taraması ile veya hastanın kendi kendine meme muayenesi ile
tespit edilir. Fokal ağrı (memenin belli bir noktasındaki ağrı, odaklanmış
ağrı) veya meme ucundan gelen akıntı (süt dışında) da kadının bir doktor
tarafından muayene edilmesini gerektiren durumlardandır. Görüntü veren
testlerle (mamogram, ultrasonogram), tümörün takibe alınması, ince iğne
aspirasyon biopsisi, "Core Needle Biopsy" veya cerrahi (excisionel) biopsi
yöntemleri ile meme hastalığının iyi huylu olup olmadığı kesinlik kazanılır.
Meme ucundan akıntı
Meme ucundan gelen akıntı, ele gelen şişlik ve meme ağrısından sonra
kadınların meme şikayeti ile doktorlara en sık başvurduğu üçüncü nedendir.
Meme ucundan gelen akıntılar çoğunlukla memedeki hormonal dengesizlik veya
papilloma (daha detaylı bilgi için "intraductal papilloma" bölümüne bakınız)
gibi kanser olmayan değişimlerin sonucudur. Bunun yanısıra, meme ucu
akıntılarının küçük bir yüzdesi meme veya meme ucu kanseri belirtisi
olabileceğinden, meme ucundan gelen ve zamanla kesilmeyen akıntılar doktor
tarafından değerlendirilmelidir.
Kadınların %20 sinde meme ucundan akıntı gelmesi durumu yaşanır. Genelde
temiz, sütlü, sarımtırak veya yeşile kaçan akıntılar meme kanseri ile
ilişkili değildir. Kanlı veya sulu akıntılar, genellikle tek taraflı ve/veya
tek meme duct ile sınırlı ise anormal olarak kabul edilmekle birlikte
anormal akıntıların yalnızca %10'u kadarı kanserdir.
Meme ucundan gelen akıntı aşağıdaki durumlarda ciddiye alınmalıdır:
 |
Kanlı veya sulu, kırmızı, pembe veya kahverengi
renkte ise;
|
 |
Yapışkan ve berrak renkli veya kahverengiden siyaha
doğru renkte ise;
|
 |
Meme ucunu sıkmadan kendiliğnden gelirse;
|
 |
Sürekli ise;
|
 |
Yalnızca tek tarafta ise;
|
 |
Sütün dışında bir sıvı ise.
|
Kadınlar, analiz edilmek üzere, kesilmeyen ve devam eden
meme ucu akıntılarını doktorlarına bildirmelidirler. Meme ucundan gelen
akıntıyı incelemek amacıyla alınan küçük bir miktar cam levhaya konulur ve
mikroskop altında kanserli hücre olup olmadığı araştırılır.
Lobular Carcinom In Situ (LCIS)
Hernekadar teknik olarak Aşama 0 (Stage 0) olarak nitelense de lobular
carcinom in situ (LCIS, aynı zamanda lobular neoplasia olarak da
adlandırılır) genel olarak kanser olarak sınıflandırılmaz, kanser öncesi
durum olarak kabul edilir. LCIS memenin herhangi bir yerinde önemli ölçüde
yüksek olan kanser riskinin işaretidir. LCIS memedeki süt üreten bez olan
lobul'lerde ortaya çıkar fakat lobul duvarlarını (çeper) delip geçmez.
Doktorlar çoğu zaman şüpheli bölgeyi araştırırken meme biopsisi sonucunda
tesadüfen LCIS ile karşılaşırlar.
LCIS'nin mikroskopik bulguları anormal ve maligniteye benzer olmakla
birlikte, LCIS kanser gibi davranmadığından kanser olarak ele alınmaz.
Bununla birlikte ailesinde güçlü bir meme kanseri geçmişi olan LCIS
hastalarında bazen mastektomi uygulanarak meme alınabilir. Genelde LCIS
hastaları doktor tarafınca uygulanan klinik meme muayeneleri ve mamogram ile
yakın takibe alınırlar. Bazı LCIS hastaları meme kanserini önlemek amacı ile
Tamoxifen adlı ilacı kullanmaya uygundurlar. FDA (Food and Drug
Administration, Amerika) 1998 yılında yüksek risk altındaki hastaların
Tamoxifen'i önlem amaçlı kullanmalarını onayladı. Tamoxifen bir
"anti-östrojen" olup östrojen reseptörlerine bağlanma (binding) şeklinde
çalışır. Araştırmalar Tamoxifen'in bazı kadınlarda meme kanseri riskini
düşürdüğünü göstermektedir.
Fibrokistik meme değişimleri
Fibrokistik
meme değişimleri fibrokistik hastalık, kistik hastalık, kronik kistik
mastitis veya "mammary dysphasia" olarak da adlandırılmakla birlikte bunlar
bir hastalıktan çok memedeki glandular ve stormal dokulardaki farklı
değişimler olarak tanımlanır. Fibrokistik memelerdeki semptomlar kist (sıvı
dolu keseler), fibrosis (ölü hücre dokusu), şişlikler (yumru), sert ve
kalınlaşmış bölgeler, hassasiyet veya memede ağrı olarak sıralanabilir.
Bazen ağrılı olmakla birlikte fibrokistik meme değişimleri kanser olmamakla
birlikte, bu kişilerde olası bir kanserin mamografi ile teşhisi daha zordur.
Bundan dolayı fibrokistik meme sahibi bazı kişilerde herhangi bir anormallik
gözlenmesi durumunda ultrasonografi ile tarama da gerekli olabilir. American
Cancer Society'ye göre tüm kadınların en az yarısının göğüslerinde
yaşamlarının bir bölümünde fibrokistik değişimler tespit edilir. Fibrokistik
değişimler 30 - 50 yaş arasındaki kadınlarda görülen kitlelerin en yaygın
nedenidir. Fibrokistik değişim semptomlarından bazıları aşağıda
sıralanmıştır:
 |
Kistler (içi sıvı dolu kese);
|
 |
Fibrosis (ölü hücre dokusu);
|
 |
Şişlik veya kitleler;
|
 |
Kalınlaşmış ve sert bölgeler;
|
 |
Hassasiyet;
|
 |
Ağrı
|
Fibrokistik değişim olan kadınlar tipik olarak periodik
meme ağrıları yaşarlar, çünkü bu durum meme dokusunun vücuttaki aylık
östrojen ve progesteron hormon değişimleri ile direkt olarak ilintilidir.
Her mensturasyon döngüsü esnasında hormonal uyarımlar meme bezlerinin ve
ductların büyümesine neden olur, bunun sonucunda meme su tutar ve meme
dokusu bazen şişkinlik gösterir. Mensturasyon (adet kanaması) sırasında
memede şişkinlik, ağrı, hassasiyet hissedilebilir ve ele kitleler gelebilir.
Mensturasyon sonunda şişkinlik durumu da sona erer. Fibrokistik değişim
semptomları menopozdan sonra genellikle sona ermekle beraber, kadının
hormonu yerine koyma (hormon replacement) tedavisi görmesi durumunda devam
edebilir.
Fibrokistik meme değişimleri genelde ilk önce kişinin kendisi tarafınca
tespit edilir ve devamında klinik meme muayenesi, mamogram veya bazı
durumlarda biyopsi ile araştırmalara devam edilir. Fibrokistik değişimler
çoğunlukla her iki memede, dış üst çeyrekte ve memenin alt kısmında görülür.
Doktorlar çoğu zaman fibrokistik meme semptomlarının kişinin kendi kendine
bakım uygulayarak gidermesini önerirler. Bireyin durumuna bağlı olarak
fibrokistik meme semptomlarını giderici birçok yöntem önerilebilir.
Aşağıdaki bölümde fibrokistik meme değişimlerini giderici yöntemler
özetlenmiştir:
 |
Ekstra destekleyici sütyen kullanmak;
|
 |
Kafein kullanımından kaçınmak (tartışmalı öneri);
|
 |
Doğum kontrol hapı kullanmak (tartışmalı öneri);
|
 |
Az yağlı, bol sebze, tahıl ve meyve yeme
alışkanlığı;
|
 |
Göğüslere ısı vermek;
|
 |
Tuz alımını azaltmak;
|
 |
Diüretik kullanımı;
|
 |
Vitamin E, Vitamin B6, niacin veya diğer
vitaminlerin kullanımı;
|
 |
Bromocriptine veya danazol gibi reçeteyle verilen
ilaçların kullanımı;
|
 |
Memedeki kitlelerin cerrahi müdahale ile alınması.
|
Nadir de olsa, doktorlar kanser olmayan meme kitlelerini
cerrahi müdahale ile alabilirler. Ağrılı kist sahibi kadınlarda sıkıntının
giderilmesi amacı ile sıvı ince iğne aspirasyon biyopsi yöntemi ile
alınabilir.
Kistler
Meme kistleri memede sıvının birikmesidir. Kistler kanser değildir ve tipik
olarak yuvarlak ve düzgün sınırlı kitleler şeklinde ortaya çıkarlar. Sıkça
olarak meme içerisinde hareket edebilirler fakat bazen meme dokusunun derin
kısımlarıda da oluşabilirler. Kistlerin oluşmasına neyin sebep olduğu
bilinmemekle beraber uzmanlar vücüttaki hormon seviyelerine cevap
verdiklerini biliyorlar. Örneğin, kadının mensturasyon döneminden 1 veya 2
hafta önce bir kist ortaya çıkabilir ve kanamanın bitiminde de ortadan yok
olabilir. Kistler pre-menopoz (menopoz öncesi) ve özellikle menopoz dönemi
yaklaşan kadınlarda daha yaygın görülür. Bununla beraber menopoz sonrasında
da, özellikle kadının hormon değişim (hormon replacement) tedavisi görmesi
durumunda kist oluşabilir. Mevcut bir kist ise hormon değişim tedavisi gören
kadınlarda daha inatçı olabilir veya büyüyebilir. Tıp camiası üyeleri
arasında tartışmalı olsa dahi, bazı uzmanlar kafeinin memede kist oluşmasına
neden olabileceği görüşünü savunmaktadırlar. Bazı kadınlar kafein
tüketiminin azaltılmasının memedeki rahatsızlığı azalttığı görüşündedirler.
Çoğu kadında aynı anda bir veya iki kist görülür, fakat bazı durumlarda
memede daha fazla kist gözlemlenebilir. Kistler genellikle mamografi ve
ultrasonografi ile onaylanırlar. Özellikle ultrasonografi memedeki
anormalliğin kist veya katı bir kitle olduğunu saptamanın mükemmel bir
yöntemidir. Aşağıdaki durumların dışında, anormallik ultrasonografi ile
teyit edildikten sonra genellikle bir müdahalede bulunulmaz:
Teşhisin kesin olmaması durumunda. Çoğu basit kist ultrasonda iyi
tanımlanmıştır, düzgün sınırları vardır ve ultrason sinyalleri bunların
içinden geçip gider. Fakat bazı kistlerin ekoları düşük seviyededir, bu da
doktorların sıvı almadan kesin olarak kist teşhisi koymalarını zorlaştırır.
Bu tür kistler "kompleks kist" olarak adlandırılır. Kompleks kistler
ultrasonografide katı kitle olarak ortaya çıkmakla beraber bunlar kanser
değildirler.
Kistin rahatsızlık vermesi durumunda. Bazı durumlarda kistler ağrılı
olabilir. Kistlerdeki sıvıyı ince iğne ile almak bu rahatsızlığı azaltır.
Bazen radyologlar kistin tekrar oluşması olasılığını azaltmak amacıyla
drenaj (sıvıyı aldıktan) sonrasında bölgeye hava enjekte ederler.
Kistlerden alınan sıvı kanlı veya şüpheli görünümde olmaması durumunda
atılır. Şüpheli görünmesi durumunda ise mikroskop altında incelenmek üzere
patoloji laboratuvarına gönderilir. Normal kist sıvıları birçok renkte
olabilir. Bunlar, sarı, kahverengi, yeşil, siyah, amber veya sütlü olabilir.
Galactoceles
Galactoceles'ler kadının hamilelik veya emzirme esnasında oluşabilen süt
dolu kistlerdir. Diğer kistlerde olduğu gibi galactoceles'ler her zaman iyi
huylu ve kanser olmayan oluşumlardır. Çoğu zaman hareketli, düzgün ve
yumuşak olarak karşımıza çıkmakla birlikte sert ve hareketsiz de
olabilirler. Galactoceles'ler kistlere aynı şekilde ele alınır ve çoğu zaman
hiçbirşey yapılmadan bırakılırlar. Eğer tanı kesin değil veya galactoceles
rahatsızlık veriyorsa ince iğne ile içlerindeki sıvı çekilerek
kurutulabilirler.
Fibroadenoma
Fibroadenomlar iyi huylu meme tümörleri olup yaygındırlar ve çoğu zaman elle
hissedilemeyecek kadar küçüktürler. Yine de zaman zaman brkaç santimetre
çapındaki büyüklüklere ulaşabilirler. Fibroadenomalar hem glandular hem de
stormal dokulardan oluşabilir ve genelde 20 - 30 yaş arasındaki kadınlarda
görülürler. American Cancer Society'ye göre fibroadenoma Afrik - Amerikalı
kadınlarda diğer ırklara göre daha sık görülmektedir. Bu tümörler yuvarlak
olmaya meğilli olup, sınırları etraflarını saran dokulardan ayrık
olduğundan, genelde meme içinde mermer varmış gibi hissedilir. Bazı
kadınlarda yalnız bir fibroadenoma görülürken bazılarında birden fazla
olabilir. Fibroadenoma tanısı genelde ince iğne aspirasyon biyopsi veya
"core needle biopsy" yöntemleriyle konulur.
Fibroadenomadaki büyüme genelde herhangi bir tedavi gerektirmeksizin kendi
kendine durur, hatta bazen kendi kendilerine küçülebilirler de. Fibroadenoma
ameliyatında çevreleyen doku da alınabilir. Ameliyatın dezavantajı, ameliyat
bölgesinde "scar" denilen ölü bir doku oluşur bu da memenin biçimini veya
yumuşaklığını bozabilir. Ayrıca ilerideki meme muayenelerinde ve mamogram
görüntülerinin yorumlanmasında güçlük ve karışıklık yaratabilir. Diğer
yandan fibroadenomadaki büyümenin durmaması durumunda genellikle cerrahi
müdahale ile alınmaları gerekmektedir. Zaman zaman ameliyattan sonra bir
veya birden fazla fibroadenoma tekrar oluşabilir.
Phyllodes tümörleri
Phyllodes tümörleri fibroadenomalar gibi glandular ve stroma dokularındaki
iyi huylu tümörlerdir fakat fibrodenomalardan çok daha nadir görülürler.
Phyllodes tümörleri ve fibroadenomalar arasındaki fark phyllodes
tümörlerinin bağlayıcı (fibro-connective) dokudaki büğme oluşudur. Phyllodes
tümörleri genelde iyi huylu olurlar, fakat çok nadir de olsa bazen malign
(kanser) olup metastaz yapabilirler. Phyllodes tümörlerinin tedavisi
kitlenin ve etrafındaki 2.5 cm kalınlığındaki çevreleyen dokunun alınması
şeklindedir. Kanserli phyllodes tümörleri lumpektomi veya mastektomi
yöntemleri ile alınırlar fakat kemoterapi veya radyoterapiye çok iyi cevap
vermezler.
Intraductal papilloma
Intraductal papilloma kanser olmayan , siğile benzer memenin içine doğru
büğüyen dallanmış oluşumlardır. Papilloma genellikle meme ucuna yakın büyük
bir süt kanalını da etkileyerek kanlı bir akıntıya neden olabilir. Bazen
meme ucundan uzakta birden fazla papilloma da gözlemlenebilir.
Papilloma tanısı genelde memedeki süt kanalının "galactogram (veya ductogram)"
olarak adlandırılan görüntüleme yöntemi ile konulur. Diğer tanı yöntemi ise
"duct excision" yani hasta olan bölgedeki süt kanalının bir kısmının cerrahi
müdahale ile alınması şeklindedir. Genelde cerrahlar papillomayı ve bir
parça süt kanalını areola (meme ucunun etrafıdaki koyu renkli bölge)
kenarındaki küçük bir kesikten girerek alırlar. Meme ucu akıntısına neden
olan iyi huylu oluşumların yarısının nedeni papilloma olup diğer yarısı ise
fibrokistik değişimler veya "duct ectasia" dır.
Granular hücre tümörleri
Granular hücre tümörleri genellikle ağızda veya ciltte oluşmakla birlikte,
nadir de olsa memede de görülebilirler. Çoğu granular hücre tümörü
hareketli, düzgün ve 1.5 - 2.5 cm arasındaki kitleler olarak karşımıza
çıkar. Granular hücre tümör teşhisi genelde ince iğne biyopsi veya "core
needle biopsi" yöntemleri ile konulur ve devamında çevreleyen doku ile
birlikte cerrahi müdahale ile alınırlar. Granular hücre tümörleri meme
kanseri oluşum riskinin yüksek olduğunun göstergesi değidirler.
Duct Ectasia
Duct ectasia süt kanalının genişlemesi ve sertleşmesidir. Genel olarak 40 -
50 yaş grubundaki kadınlarda görülür ve meme ucundan gelen koyu yeşil veya
siyah bir akıntı ile ortaya çıkar. Meme ucu ve etrafındaki doku kırmızı ve
hassas olabilir. Duct ectasia iyi huylu bir durum olmakla beraber süt
kanalının çevresinde katı bir kitle oluşması durumunda kanser ile
karıştırılabilir. Berrak meme ucu akıntısı çoğu zaman duct ectasia veya
kistin bir sonucudur.
Duct ectasia için çoğu zaman herhangi bir tedavi yönteminin uygulanmasına
ihtiyaç yoktur, fakat ısıtarak veya antibiotik uygulaması ile daha da
iyileşirler. Nadir de olsa areola kenarındaki bir kesikten girilerek
istenilen bölge cerrahi müdahale ile alınabilir.
Yağ Nekrozu
Yağ nekrozu yağlı memedokusunda şişkinlik oluşması ve hassas bir hal
almasıyla oluşan bir durumdur. Yağ nekrozu herhangi bir zamanda
oluşabileceği gibi, memedeki bir darbe veya yaralanma sonucu da oluşabilir.
Vücut hasarlı meme dokusunu onarmaya çalışırken zarar gören bölgede "scar"
olarak da adlandırılan bir doku oluşur. Yağ nekrozu bazen mamogramda kanser
ile karıştırılabilir. Yağ nekrozu semptomları bir ay içinde azalır. Bölgeye
uygulanacak biopsi yağ nekrozu tanısını kesinleştirir.
American Cancer Society'ye göre yağ nekrozunun bazı bölümleri yaralanma ve
darbelerde farklı davranabilirler. "Scar" doku üretileceği yerde yağ
hücreleri ölür ve yağlı bir sıvı ile dolu yağ kistleri oluşur. Yağ kistleri
ince iğne aspirasyon yöntemi ile teşhis edilebilirler, bu aynı zamanda bu
kistlere uygulanan tedavi yöntemidir. Yağ nekrozunun kendisi kanser olmayan
bir durum olarak tanımlanmakla birlikte, bu durumun ortaya çıkması bazen
memenin farklı bir bölgesinde şüpheli bir duruma dikkat çekebilir.
Memede iltihaplanma, Mastitis
Diğer bir iyi huylu değişim olan mastitis en yaygın olarak kadınların
emzirme dönemlerinde ortaya çıkar. Meme ucuna yakın bölgelerde oluşan
çatlaklardan süt kanallarına bakteri geçmesiyle iltihaplanma oluşabilir.
Mastitis olan memede genellikle şişkinlik olur, kırmızı bir renk alır ve
dokunulduğunda ele sıcak gelir. Çoğu zaman mastitis antibiotik ile tedavi
edilir. İrin birikmesi durumunda drenaj yoluyla birikmiş olan sıvıların
çekilmesi gerekebilir.
Sonuç
Bu yazıda bazı iyi huylu meme değişimleri ve bunların tedavi yöntemleri
anlatılmıştır. Kadınlar meme ile ilgili tüm sıkıntı ve şikayetlerini
doktorlarına iletmelidirler. Tedavi yöntemleri spesifik duruma, aile
geçmişine ve diğer faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterir.
American Cancer Society asemptomatik (belirti olmayan) kadınlarda olası bir
meme kanserinin erken teşhisi amacıyla aşağıdaki önerileri takip etmelerini
tavsiye eder:
 |
20 ve üstü yaşındaki kadınlar her ay kendi
kendilerini muayene etmelidirler;
|
 |
20 - 39 yaş aralığındaki kadınlar sağlık uzmanı
tarafından en az üç yılda bir klinik meme muayenesinden geçirilmelidir.
Aynı zamanda pap testi de yaptırmalıdır;
|
 |
20 - 39
yaş aralığındaki kadınlar aynı zamanda her ay kendi kendilerini muayene
etmelidirler;
|
 |
40 yaş ve üstü kadınlar her yıl
sağlık uzmanının yürüteceği klinik muayeneden geçmelidir. Söz konusu
klinik muayene mamogram çektirme olarak da gerçekleştirilebilir. Ayrıca
her ay kendi kendilerini muayene etmelidirler.
|
 |
Yüksek meme kanseri riski altındaki kadınlar (mesela ailelerinde meme
kanseri olanlar) doktorlarına yıllık mamogram taramasının 40 yaş
öncesinde başlanması gerekliliğni sorgulamalıdırlar. Bazı doktorlar
örneğin annesi meme kanseri olan kadınların annede teşhis edilen yaşın 10
yaş öncesinde mamogram taramalarına başlanmasını önerirler.
|
|
|