Kayıt Ol       Üye Girişi       Tartışma Forumu       Anasayfam Yap       Doktora Sor  
kadın hastalıkları ve doğum danışma hatları ankara izmir istanbul konya
      Anasayfa
      Tartışma Formu
      Gebelik ve Doğum
      Sanal Gebelik Takibi
      Aile Planlaması
      Jinekoloji (Kadın Sağlığı)
      Meme hastalıkları kanser
      İnfertilite (kısırlık)
      Menopoz ve Osteoporoz
      Cinsel Bilgiler
      Bebek ve Çocuklar
      Diyet ve Beslenme
      Otomatik Hesaplayıcılar
      Doktora Sor
      Sözlük
      İsim bankası
      Görüntü Arşivi
      Site Haritası
      Site Hakkında
      Yasal Uyarı
      Kaynakça
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     
 

Doğal silkusda tüp bebek

Dünyada ilk tüp bebek denemesi, tüp problemi olan bir kadında, yumurtalıklarını önceden uyarmadan, yani onun doğal siklusunda oluşan yumurta ile kocasının spermi kullanılarak yapıldı. Bu teknolojiyi dünyada ilk kez başaran kişiler Edwards ve Steptoe oldu ve ilk denemeleri dış gebelik ile sonuçlandı, yani embryo rahim içinde değil, tüpte yerleşti. İkinci deneme ise başarılı oldu ve sonuçta bir kız çocuğu, Louise Brown dünyaya gelen ilk tüp bebek olarak tarihe geçti. Daha sonraları ise,bugün de kullandığımız ve kadının adet döngüsünü kontrol ederek daha fazla sayıda yumurta elde edebilmeyi sağlayan ilaçlar geliştirildi. Yumurtalığı uyarmak suretiyle daha fazla yumurta, takiben daha fazla embryo ve sonuçta daha yüksek gebelik oranları elde etmek geride kalan 22 yıllık serüvende kısırlık uzmanlarının hedefi oldu.

Bu gelişmelerin hastalara ve dolayısı ile doktorlara ve topluma faturası daha yüksek tedavi maliyeti, yüksek çoğul gebelik oranları ve bunların komplikasyonlarının maliyeti, erken doğan bebeklerin hastane ücretleri, ovarian hiperstimülasyon sendromu (yumurtalıkların fazla uyarılmasına bağlı olarak karında su toplanması ile seyreden ve hastanede tedavi edilmesi gereken bir tablo), rahimin gebeliği taşıyabilme yeteneğinde azalma, yumurtalık kanseri riskinde artış, fazla embryoların ne olacağı konusunda tartışmalar ve tüm bunların sonucu olarak artan ekonomik yüktür.

Ancak konu ile ilgili teknik gelişmeler, laboratuvar koşullarındaki hızlı ve yüzgüldürücü gelişmeler, toplumun sağlık alanındaki gelişen bilinci, doktorları daha düşük maliyet, daha az ilaç kullanımı ile sonuçta kabul edilebilir sınırlarda gebelik oranlarının elde edilebileceği doğal siklusda tüp bebek uygulamaları konusunda çalışmaya zorlamaktadır.

Bu tür yaklaşımda hasta adet kanamasının başlangıcından itibaren tıpkı yumurtalıkların uyarılması işleminde olduğu gibi belirli aralıklarla ultrason ve hormon incelemesine çağırılmakta ve doğal şekilde büyüyen follükülün gelişimi takip edilmektedir. Follikül uygun büyüklüğe ulaştığında yumurta toplama işlemi yapılmakta ve vajinal ultrason eşliğinde ince bir iğne yardımı ile bu follikül aspire edilmektedir. Elde edilen follikül ile kadının eşinin spermi laboratuar ortamında, uygun sıcaklık ve besleyici serum içerisinde ve tüp bebek ya da mikroenjeksiyon uygulamasına tabii tutulmakta ve oluşan embryo daha sonra kadının rahim içine transfer edilmektedir. İşlemden 12 gün sonra ise test yapılarak gebelik olup olmadığı anlaşılmaktadır.

Kadının doğal siklusunda genellikle her ay yalnızca tek bir yumurta hücresi geliştiğinden işlem için sadece tek bir yumurta elde edilebilmektedir. Sonuçta oluşan embryo 1 tane olacağından gebelik olması halinde çoğul gebelik olma olasılığı ortadan kalkacaktır. Bugüne kadar konu ile ilgili yapılmış ve bilimsel dergiler ile kongrelerde sunulmuş çalışmalardan elde edilen sonuçlar şu şekildedir: Takibe alınan hastalardan tek bir adet döneminde yumurta elde etme oranı %65'dir, elde edilen bu yumurtaların %70'i döllenmekte, embryo transfer edilen hastaların ise %10-20'sinde gebelik elde edilmektedir.

Bu tedavi yaklaşımının en önemli avantajı kadının her adet döneminde tekrarlanabilmesidir. Oysa halen uygulanan, yumurtalıkları uyararak yapılan tüp bebek tedavileri en az 2-3 ay arayla ve yılda en fazla 2-3 sefer yapılabilmektedir. Diğer önemli bir avantajı ise tedavi maliyetinin 5'de bir azaltmasının yanısıra, çoğul gebelik, ovarian hiperstimülasyon sendromu, yumurtalık kanseri riski gibi komplikasyonların ortadan kalkmasıdır.

Ülkemizde bu teknik talep olmaması nedeni ile sadece ilaç maliyeti çok yüksek ve gebelik olasılığı düşük olan, yumurtalık rezervi düşük, tedaviye kötü cevap vermeye aday grupta uygulamaktadır. Hastalarda, hem çok yüksek ilaç paraları ödemeden zaten kendiliğinden gelişen tek yumurta kullanılmakta hem de komplike bir tedavinin maddi ve manevi ağırlığı en aza indirilmektedir. Kendi kliniğimizde bu yöntemle elde ettiğimiz gebelik oranımız %13 civarındadır.

Embryo ve rahimin döllenme aşamasındaki biyolojisi tam olarak çözüldüğünde, insanlar diledikleri an tek bir yumurta ile tek bir bebeğe %100 oranında sahip olabileceklerdir. Günümüzde büyük bir hızla devam eden çalışmalar sayesinde bu hedefe ulaşmak için ihtiyaç duyulan zaman çok değil gibi görünmektedir.

 
     
          Site Uzmanlarımız
Jinekolog Opr. Dr. Ahmet GÖKSEL
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bu site KİŞİLERİ BİLGİLENDİRMEK AMACIYLA HAZIRLANMIŞ OLUP, SAĞLIK HİZMETİ VERMEMEKTEDİR. Tanı ve tedavi mutlak bir doktor tarafından yapılması gereken son derece ciddi işlemlerdir SİTEDEKİ BİLGİLER HİÇ BİR ŞEKİLDE HASTALIKLARIN TANI VEYA TEDAVİSİNDE KULLANILMAMALIDIR. Site içeriğinin bu şekilde tanı ve tedavi amacıyla kullanımından doğacak tüm sorumluluk ziyaretçiye, kullanıcıya aittir. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıları kabul etmiş sayılırlar. Tıp bilgileri, kullanılan tanı ve tedavi gereçleri hızla değişilmektedir. Bir bilgi, yöntem veya gereç çok kısa sürede terk edilebilir. Ayrıca tıpta aynı sonucu almaya yönelik olan, farklı teknik ve bilgiler, değişik uygulamalar olabilir. Tanı ve tedavide doktorun kişisel deneyimi, yetenekleri belirleyici bir faktördür. Aynı konu hakkında farklı görüşler olması mümkündür. Bilgiler her gün güncelleştirilemediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir.