| |
Oturma düzeni
Oturmak için
seçilen yer ve oturan kişiler arasındaki mesafe sözsüz bilgilerle dolu olan
çok değerli işaretler verir. Hemen herkes bir restorana girdiği zaman
sırtını duvara verebileceği bir masaya oturmak ister. Ortalarda bir masaya
oturmak zorunda kalan bazı kişilerin restoranı terk ettikleri çok görülür.
Bunun sebebi, insanın mağara devrinde yaşayan atalarından aldığı mirastır.
Kendini güven altına alma ihtiyacı, savunmasız olan sırtını tehlikeye
dönmeyerek, ortaya çıkar.Yapılan araştırmalar, restoran, bar, cafe gibi
yerlerde sırtını hareket eden bir topluluğa dönerek oturanların
solunumlarının sıklaştığım, kalp vurum sayılarının arttığını kan
basınçlarının yükseldiğini ortaya koymuştur. Eğer kişinin arkasında sokak
veya bahçeye açılan cam veya kapı varsa, kişinin duyduğu rahatsızlık ve
gerginlik artmaktadır. Bu durum tıpkı gürültülü bir yerde uyuyan insanın
durumuna benzemektedir. Kişi uyuduğu için gürültüyü algılamadığını söylese
bile, otonom (irade dışı ve kendi kendine çalışan) sinir sistemi ile
gürültüye tepki vermektedir. Bunun sonucu olarak da uykusu derinleşemediği
için saat olarak yeterli miktarda uyusa bile, yorgun uyanmaktadır. Benzer
şekilde masada sırtı kapı, cam veya hareket eden bir topluluğa dönük oturan
kişi de sebebini bilmediği bir gerginlik yaşamaktadır. Bu bilginin, önemli
kararların verileceği yemekli toplantılar sırasında büyük bir değeri vardır.
Böyle yemekli bir toplantının düzenlenmesi durumunda, ev sahibinin masanın
konumu ve konukların oturma düzeni konusuyla verilen bilgiler doğrultusunda
ilgilenmesi, işi rastlantıya veya şef garsonun kontrolüne bırakmaması
yerinde olur.
 |
Oturma sırasında bacak ve ayakların kullanılışı
Oturma sırasında ayaklar ve bacaklar yük altında olmadıkları için doğrudan
herhangi bir görevleri yoktur. Bu sebeple oturan bir insanın ayak ve
bacaklarının kullanılış biçimi birçok anlam taşır.Bacaklar diz kapağından
kırılarak geri çekilir ve ayaklar sandalyenin altında tutulursa, bu
kişinin bulunduğu ortamdan çok hoşnut olmadığını; söylenmesi gereken bazı
şeyleri henüz söyleyemediğini veya söylemek istemediğini gösterir. Böyle
oturan bir insanın iç gerginliği yüksektir ve kendini güvende hissetmediği
için, bedenini mümkün olduğu kadar toplamakta ve geri çekmektedir. Ayağın
sandalyenin kenarına takılarak veya bazen dolanarak oturulması daha yüksek
bir iç gerginliğin yansımasıdır. Çoğunlukla bu durumda olan kişiler,
görüşlerini değiştirmek istemeyen, kendilerini sıkışmış hisseden
insanlardır. Bu sebeple sandalyeye dolanan ayakları kendilerine dayanak
olur.Karşısındaki tarafından tehdit edilen kişi kendisini korumak amacıyla
geriler ve sınırlarını daraltır. Gerileme davranışı kendisini hem bedenin
bütününde, hem de ayaklarda ortaya koyar. Kişi ayaklarını oturduğu
sandalyenin altına çeker.Bu görüntüye ilişkileri gergin olan sevgililerde
ve gazete röportajlarında röportajcı tarafından sıkıştırılanlarda
rastlanır.Ayakları birbirine dolayarak oturmak da aynı yönde
yorumlanabilecek yüksek gerginliği ve hareketsizliği gösteren bir oturma
biçimidir. Ayakların sandalyeden ileri uzatılması, bacakları açarak oturma
kişinin kendisine olan güveninin, durumundan memnuniyetinin ve saklayacak
bir şeyi olmadığının işaretidir. Ancak ayakların çok fazla ileri
uzatılması ve kimi zaman öndeki sandalyeye veya tabure altlığına
yaslanması kişinin kendi alanının sınırlarını genişletme, çevreye yayılma
istediğini yansıtır ve saldırganca bir davranış olarak yorumlanır.
Bulunduğu yerden memnun olmayan ve orayı terk etmeye hazırlanan birisi
oturduğu yerde bunu ayak hareketleri ile ortaya koyar. Ayak tabanının
yerden herhangi bir şekilde kesilmesi kişinin durumunda bir değişiklik
yapmak istediğinin işaretidir.Herhangi bir tanıtma veya topluluk önünde
yapılan konuşma sonrasında dinleyicinin bu durumu alması olumlu bir
işarettir. Özellikle bu oturma biçimi1 çene tutmak şeklindeki karar
jestinden sonra geliyorsa yapılan konuşmanın amacına ulaştığı
söylenebilir. Kişinin bir ayağı önde ellerini dizlerine koyarak doğrulması
bir konuşmayı, sohbeti veya beraberliği bitirme işaretidir. Benzer şekilde
bir ayağı önde elleri sandalyenin veya koltuğun kenarında olan bir kişinin
de bulunduğu duruma son vermek istediğini bilmek gerekir. Eğer bu durum
bir konferans veya tanıtım sırasında yaşanıyorsa kendinizi sözünüzü
tamamlamış hissediyor bile olsanız karşınızdaki kişinin söze katılmasını
sağlayın. Katkıda bulunmak istediği veya sizinle aynı fikirde olmadığı
noktaları açıklamasına imkan verin. En son anlatılan üç beden duruşunun
ifade ettiği anlama duyarlı olmak ve sözlü bir karşı çıkışla karşılaşmadan
gereken yönde adım atmak kontrolün sizin elinizde kalmasını sağlar.
|
 |
Oturma sırasında beden durusu
Ayakta duruş şeklinde olduğu gibi, bir insanın oturma biçimi sırasında
bedeninin üst (belden yukarı) bölümünü kullanma biçimi, onun iç dünyası
konusunda fikir verir. Dik bir oturuş, dik bir duruşta olduğu gibi,
canlılık ve hayat enerjisi ifadesidir. Buna karşılık çökük bir oturuş
çekingenliği ve kişinin azalmış hayat enerjisini gösterir.Bedenin yandaki
kişiye eğilmesi tahmin edilebileceği gibi o kişiye duyulan bir ilginin
işaretidir, Yanındaki veya karşısındaki kişiden aksi yöne eğilmek ise
duygusal veya zihinsel olarak uzaklaşmayı ortaya koyar. İlginç olan zaman
zaman sözler ile davranışların çelişmesidir. "Evet" diyen biri bazen geri
çekilebilir. Böylece adeta kendi kelimelerinden de uzaklaşmış olur.
Unutmamak gerekir ki; gerçeği yansıtan bedenin verdiği işarettir.
Televizyon programlarında özellikle açık oturumlarda veya politikacıların
katıldıkları sohbet toplantılarında bu tür çelişkilere sık sık rastlamak
mümkündür. Bundan böyle bu programları yukarıdaki bilgilerin ışığı altında
izlerseniz daha çok eğleneceğinizden emin olabilirsiniz. Bunları
eğlendirici mi yoksa düşündürücü mü bulacağımız ise bir başka konudur.
|
 |
Oturma sırasında kaplanan alan
Bazı insanlar arkalarına yaslanır, oturdukları alanın bütününü kaplarlar
ve durumdan memnun oldukları ve bulundukları yerden uzun süre
kalkmayacakları izlenimini verirler. Buna karşılık bazı kimseler ise
bulundukları sandalye veya koltuğun ucuna ilişirler, bütün ağırlıklarını
bacaklarına verirler ve adeta diken üzerinde otururlar.Koltuğun ucuna
oturmak, kalkıp gitmeye hazır olmak ya da misafire veya önem verilen
birine hizmete hazır olmak gibi insanın yerinde durmaya istekli olmadığını
gösterir. Böyle bir hareket isteği iç gerginliğin bir yansımasıdır.
Kadınların koltuğun biraz ucuna oturmalarındaki inceliğe dikkat etmek
gerekir. Çünkü bazı kadınlar biraz uca oturup, ayaklarını paralel bir
şekilde yana uzatarak veya bacak bacak üstüne atarak, bacaklarının daha
uzun görünmesini sağlarlar. Bu erotik bir sinyal olduğu gibi, kadına
estetik bir görünüm de kazandırır. Bu oturuş biçiminde ağırlık ayaklar
üzerinde toplanmadığı için, bunu "kalkmaya hazır olmak" biçimindeki
oturuştan kolayca ayırmak mümkündür. Ayrıca kadının bu oturuşu, ayaklar
beden dengesine destek sağlamadığı için, vücudun üst kısmının dik
tutulmasını zorunlu kılar. Bu da bedenini ve boynunu dik tutan çekici bir
kadın görüntüsünün ortaya çıkmasına yardım eder. Reklamcıların kadın
modellerini bu durumda görüntülemelerinin sebebi budur. Sandalyelerin bir
ucuna adeta bir başkasına yer bırakacakmışçasına oturanlar, haklarından
vazgeçmeye ve geri çekilmeye hazır insanlardır. Bu insanların havayı bile
daha az soluduklarını, böylece başkalarına daha çok oksijen bıraktıklarını
düşünmek mümkündür. Bu kimseler varlık sebeplerini başkalarına hizmet
etmekte görürler kendilerine dönük eleştirileri çok fazladır ve çeşitli
sebeplerle sık sık suçluluk duygusu yaşarlar.Buldukları koltuğa
kendilerini bütünüyle bırakanların belki o an için çok yorgun olduklarını
düşünmek mümkün olabilir. Ancak bu kimseler büyük çoğunlukla iç
dünyalarında rotalarını bulamamış, bu sebeple hareket etmekten kaçınan ve
hareket etmeyi yük gibi gören kimselerdir.Oturulacak boş yer olduğu halde,
bir koltuğun koluna oturanlar kendilerine fazlasıyla güven duyan
kimselerdir. Bu kimseler çevrelerindekilere kendi görüşlerini kabul
ettirme eğilimindedirler ve çoğunlukla etrafındakilere üstünlük sağlamak
isterler.
|
 |
Oturma için seçilen yer
Bir odaya girdiğimiz zaman seçtiğimiz yer kendimize olan güvenimiz ve o
mekan içinde bulunanlar arasında kendimizi nerede gördüğümüz konusunda
fikir verir. Yapılan araştırmalar odaya girdiklerinde kapıya yakın koltuk
veya sandalyeye oturanların özgüvenleri düşük kimseler olduğunu ortaya
koymuştur. Kapıya yakın bir koltuğa oturmak aynı zamanda kişinin kendisini
diğer kişilerden daha az değerli ve önemli gördüğünün işaretidir. Bu
kişilerin oturma biçimleri incelendiğinde de çoğunlukla sandalye veya
koltuğun ucuna oturmak kalkmaya hazır olmak gibi durumdan rahatsızlığın ve
düşük özgüvenin diğer belirtileri de bulunmuştur. Buna karşılık girdikleri
odada ev sahibine veya merkeze yakın, yer seçenlerin özgüvenleri yüksek ve
kendilerinden hoşnut kimseler oldukları ve bu kimselerin aynı zamanda
koltuklarını ve sandalyelerini dolduracak biçimde oturdukları görülmüştür.
İnsanların oturmak için seçtikleri yerler amaçları açısından daima en
elverişli yerler olmayabilir. Örneğin; yıllardır büyük ilgi gören Ana-Baba
Okulunda sıralar daima arkadan öne doğru dolar. Oysa kişilerin böylesine
gönüllü olarak katıldıkları bir toplulukta dinleyicilerin konuşmacıyı en
iyi duyup onunla en iyi iletişim kurabileceği ön sıraları tercih etmesi
beklenir. Ön sıralarda özellikle en ön sırada insanlar kendilerini
savunmasız ve Çıplak hissetmektedirler.İnsanın önündeki koltuk ve diğer
dinleyiciler doğal bir korunma yaratır ve güven duygusu verir. Bu sebeple
de boş bir salonda dinleyiciler orta sıralardan başlayarak salonu
doldururlar. Benzer şekilde bar, cafe ve benzeri eğlence yerlerine
insanlar arkadaş olabiIecekleri ilişki kurup konuşabilecekleri birilerini
bulmak için gelirler. Buralara gelenler büyük çoğunlukla ya sırtlarını bir
köşeye dayayarak veya diğer insanları gözleyebilecekleri bir kenara
otururlar. Oysa bu yerler kişinin görülmek istediği diğer insanlar
tarafından kolayca fark edilebileceği yerler değildir. Böyle bir eğlence
yerine arkadaş bulmak amacıyla gelenler için uygun olan merkeze yakın bir
yerde oturmak sırtını topluluğa dönmemek ve insanların çoğunluğunun
bulunduğu yere yan olarak oturmaktır, Böylece hem insanları ve çevrede
olup bitenleri görmek hem de diğer insanlarla doğrudan yüz yüze ve göz
göze gelmenin doğuracağı rahatsızlıktan kaçınmak mümkün olur.
|
 |
90° lik açı ile oturmak
İşbirliğini sağlamak amacıyla kurulan bir ilişki içinde uygun olan, oturan
kişiler arasında 90° lik bir açı oluşturacak biçimde yanlamasına
oturmaktır. Böylece kişinin karşısındakini, çıkarları kendisiyle çelişen
biri olarak değil, bir problemi birlikte çözecek kişi olarak algılaması
mümkün olur. Unutmamak gerekir ki, çevresine oturulan masa, insanların
kendilerini güvende hissettikleri bir korunma duvarıdır. Bu sebeple
karşımızdaki kişiyi duvarımızın neresine aldığımız önem taşır.Yanlamasına
oturma düzeni arkadaşça ve dostça ilişki kurmaya imkan verir. Bu şekilde
oturanlar arasında hem göz teması kurma imkanı olur, hem de kişiler
masanın koruyucu özelliğinden yararlanarak kendilerini rahat hissederler.
Buna ek olarak 90° lik açıyla yanlamasına oturan kişiler fikir
alışverişinde bulunabildikleri gibi kendi çizgilerini de koruyabilirler.
Bu oturma biçimi bazılarınca demokratik oturma düzeni olarak adlandırılır.
İş görüşmeleri için de en uygun oturma düzeni budur. Bu sebeple uyum
içinde olmak istediğiniz kişiyle göğüs açıklıklarınızın hayali olarak
kesiştikleri bir üçgen oluşturacak biçimde oturmanız yerinde olur.Böylece
o kişinin, üzerinde büyük bir baskı hissetmeden kendi görüşlerini ortaya
koymasına imkan sağlamış olursunuz. Böyle bir oturma biçimi konuşan
kişiler arasında dostça ve rahat bir atmosferin doğmasına yardım eder.
Çünkü bu oturma biçiminde duygular ve davranışlar açısından geniş bir
hareket alanı vardır.Konuşulan kişi üzerinde baskı uygulanmak istendiği
zaman, sorularının sandalye doğrudan o kişiye döndürülüp, göğüslerin karşı
karşıya gelmeleri sağlanarak sorulmasının, kontrol etmek isteyene yarar
sağladığı bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Bu manevra özellikle astları
sorgularken veya karşınızdaki kişinin sizden bir şeyler sakladığını
düşündüğünüz durumlarda yararlı olabilir.
|
 |
Çapraz oturmak
Bir restoranda veya kitaplıkta hiç boş masa yoksa tek kişinin oturduğu
dikdörtgen bir masanın neresine oturursunuz? Büyük bir ihtimalle, insanlar
ilgi duymadıkları ve ilişki kurmak istemedikleri kişilerle çapraz ve
mümkün olduğu kadar uzak oturur ve böylece aynı zamanda göz teması
imkanını da azaltmış olurlar. İlişki kurmak istemediği kişiyle göz göze
gelmemek, insana yalnızlık duygusu verir. Bu durumda kişi kendi iç
konuşmalarını sürdürebilir ve topluluk içinde olmasına rağmen oldukça
bağımsız hareket etmesi ve kendisini yalnız hissetmesi mümkün olabilir.
|
 |
Karşı karşıya oturmak
Karşı karşıya oturmak genellikle rekabeti ifade eder. ister bir fikir
çerçevesinde, ister bir iş ilişkisinde olsun, karşı karşıya oturmak, tıpkı
bir satranç maçında ya da iskambil oyununda olduğu gibi masadan bir galip
bir de mağlup çıkacağını düşündürür. İletişim insanlara karşı yapılan bir
eylem değil, insanlarla birlikte yürütülen bir eylemdir. Esas olan, bizim
söylemek istediklerimiz ve niyetimiz değil, bunun karşımızdakiler
tarafından nasıl algılandığıdır. Bu sebeple karşılıklı oturmanın
insanlarla uzlaşmayı zorlaştıran özelliğini her zaman akılda tutmak
gerekir. Özellikle ziyaretlerini satış amacıyla yapanların, görüştükleri
kişinin karşısına oturmalarının hatalı olduğu anlaşılmıştır. Muhatabını
masasının karşısına oturtmak amirce bir tavırdır. Eğer verilecek bir emir,
yapılacak bir uyarı varsa, bu oturma biçimi uyarı veya emrin şiddetini
artırır. Çağdaş bir yöneticinin, iletişim için geçerli olan ilkenin,
yönetim için de geçerli olduğunu unutmamasında yarar vardır. "Yönetim
insanlara rağmen olmaz, insanlarla birlikte olur".
|
 |
Yan yana oturmak
Bir arkadaşınıza işiyle veya çocuğunuza dersiyle ilgili yardım edeceğinizi
düşünün. Nereye oturursunuz? Seçeceğiniz yer büyük bir ihtimalle onun
yanında ki sandalye olacaktır.Yan yana oturan ve hafif birbirlerine dönük
olan iki kişi, büyük bir ihtimalle bir probleme karşı ortak bir yaklaşım
içindedirler. Benzer bir şekilde üç veya dört kişinin yan yana oturması,
birbirlerine güven, dış dünyaya karşı ortak bir cephe oluşturmak anlamına
gelir. Yan yana oturmak işbirliğini ve olumlu duyguları en üst düzeye
çıkarttığı için, muhatabını ikna etmek isteyen bir kişinin masanın
etrafından dolanarak yanına geçmek istemesinin ona avantaj sağlayacağı
düşünülebilir. Bunu yapmak için uygun bir sebep varsa, böyle bir yaklaşım
gerçekten yararlı olabilir. Örneğin, masada oturan kişinin incelediği
belgeyle ilgili olarak ona bilgi vermek gibi bir sebep, böyle bir
davranışın uygunsuz kaçmasını önler. Ancak masasının etrafından dolanarak
oturan kişinin mahrem alanına girmenin her zaman riskli bir davranış
olduğu unutulmamalıdır. Yan yana oturarak işbirliği ve olumlu duygular
yaratacak oturma düzeni anne-baba ve çocukları, öğretmen ile öğrencisi,
amir ile astı arasında kolaylıkla gerçekleştirilebilir ve olumlu sonuçlar
verir.Ancak unutmamak gerekir ki, yaş veya statü olarak daha geride olan
kişinin bu oturma biçimine doğrudan teşebbüs etmesi her zaman risk taşır.
|
|
|